“ Değirmen sele gitmiş, sen savacak tahtası arıyorsun.” sözü, genellikle hedef saptırmaya çalışıldığında ya da önemsiz bir şeyin gereğinden fazla önemsendiği ve gündeme getirildiğinde kullanılırdı. Mesudiye Lisesinde 12 Eylül öncesi ve sonrası birlikte çalıştığımız merhum Ahmet Alparslan’ın sıkça kullandığı bir sözdü. O zamanlar ilk defa duyduğum bu sözü yalnız kaldığımda...

Sefai Uzunyurt’u 12 Eylül döneminde Mesudiye’de gençlik aktivitesi içersinde tanıdım. Ben Mesudiye Lisesinde görevliyken sanıyorum o da yüksek öğrenimini sürdürmekteydi. Yıllar sonra İstanbul’da yollarımızın tekrar kesiştiğini gördük. Sanıyorum 1993 ya da 1994'lü yıllardır. Şişli Çağlayan Lisesi Müdürlüğüne yeni atanmıştım. Mesudiye’lilerin Abdi İpekçi Spor Salonunu tıklım tıklım doldurduğu dönemlerdir. İstanbul Mesudiyeliler...

 Yirmi beş yıl dile kolay. Türkiye'de kaç yerel gazete var acaba bu kadar yaşamış. Bu yılların anlamını Sefai Uzunyurt'a sormak gerekir. Kim bilir ne serancamlar yaşadı bu gazetemiz nedeniyle. Şaka maka benim de neredeyse on yılım oldu bu köşede. Alıştım ve çok önemsiyorum bu etkinliğimi.  İnanıyorum ki benim duyarlı okurlarım...

24 yıldır kesintisiz yayın hayatını sürdüren Mesudiye Gazetesinin 15 yıldır aralıksız köşe yazarlığını yapmaktayım. Bana ayrılan ‘Eğitimcinin not defteri’ adlı köşemden, elimden geldiğince bilgi birikimimi, dünya görüşümü ve hayat tecrübemi okuyucularımla paylaşmaya çalıştım. Gurbete gidenleri, sılada olup bitenler hakkında, sılada kalanları da, gurbetteki hemşerilerimizin bulundukları yerlerdeki çalışma koşulları hakkında, bilgilendirmeye...