FAŞİZM KONUŞMA YASAĞI DEĞİL, SÖYLEME MECBURİYETİDİR

Roland Barthes’in üzerinde düşülmesi gereken bir sözü ; ‘’Faşizm Konuşma Yasağı Değil, Söyleme Mecburiyetidir.’’ Temel hak ve özgürlüklerden bahsedilirken daha ziyade düşünce ve ifade özgürlüğü kastedilir.

Demokratik olmayan yönetimlerde düşünceyi açıklama ve yayma  hürriyeti ya yoktur yada çok sınırlıdır. Faşist yönetimlerde ise iktidarı elinde bulunduran gücün söylemini tekrarlaman beklenir. Zira bu tür toplumlarda susmak bile belli bir zaman sonra tehlikeli bir durum olarak adledilir. Aslında her ikisinin adı da FAŞİZMDİR.

Faşizmin Türk Dil Kurumundaki karşılığı şöyledir ;

-Demokratik düzenin yerine aşırı bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti.

-İtalya’da 1922-1943 yılları arasında etkinliğini sürdüren, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmeyi amaçlayan, yetkinin, tek partinin elinde toplandığı düzen.

Siyasal anlamda ise Faşizm kavramı genel anlamıyla baskıcı, otoriter, ırkçı ve anti-demokratik özelliklerden hepsini ya da birkaçını taşıyan rejimleri tanımlamak için kullanılır.

Faşizm bir siyasal ideoloji olarak, ilk olarak İtalya’da Mussolini döneminde ortaya çıkmıştır. Fakat doruk noktasına Hitler Nazi Almanyasında ulaşmıştır. I.Dünya Savaşının ardından ülkenin içinde bulunduğu başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere pek çok olumsuzluktan istifade ederek yönetimi SEÇİMLE ele geçiren Adolf Hitler , ilk olarak ülkedeki tüm muhalif unsurları baskı altına almış , medya kuruluşlarını himayesine alarak  partisinin propaganda aracı haline getirmiş , ülkedeki seçimleri kaldırarak vatandaşları nazi partisi üyesi olan ve olmayan olarak ikiye ayırmış ve  sonunda tüm dünyada etkisi hissedilen, 70 milyondan fazla  insanın hayatını kaybettiği tahmin edilen  II.Dünya Savaşını başlatmıştır. Nazi Almanyası  insanlık tarihinin  en büyük soykırımına da sahne olmuş , insanın insana yapabileceği en büyük zulümler bu dönemde yaşanmıştır.

Faşizm, her ne kadar İkinci Dünya Savaşı‘nın ardından Mussoli’nin ve Hitler’in yenilmesiyle birlikte iktidardan düşmüş olsa da, bu dönemde yaşanan olumsuzlukların da etkisiyle genel anlamıyla baskıcı ve otoriter rejim anlayışlarını tanımlamak için sonraki dönemde de kullanılmaya devam etmiştir. Farklı ülkelerde farklı uygulamaları olsa da , bu tür baskıcı yönetimler kendilerini faşist olarak nitelendirmeseler de Faşist ideolojilerin bir kısım ortak özellikleri vardır.

Toplumsal yaşam bütünüyle devlet iktidarını elinde tutanın dünya görüşüne göre, yani lidere göre örgütlenir ve belirlenir.Basın ve yayın kuruluşları mevcut ideoloji paralelinde yayın yapmak zorundadır. Egemen görüşe zıt düşünceler ve eleştirel seslerin çıkması çeşitli baskı unsurları aracılığıyla önlenir. Aykırı yayınlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır. Böylece egemen düşüncenin karşısına farklı düşüncelerin çıkması mümkün olmaz ve tek tip düşünce, toplumun genelinde baskın hâle gelir. Sıklıkla etnisiteyi ve ırkı temel alan bir milliyetçilik ve vatanseverlik övgüsü yapılır. Toplumun üyesi kabul edildiği ırk ya da milletin diğer ırk ve milletlere üstünlüğü savları öne sürülür. Bu iddialara kanıt göstermek için ise tarihe ve tarih yazıcılığına büyük önem verilir. Komünizme, liberalizme, demokrasi gibi farklı ideolojilere kesin bir karşı çıkış söz konusudur. Toplum sorunlarının çözümünde akıl ve bilim yerine, duyguya, nefrete ve efsanelere dayanma eğilimi yaygındır. Toplumda mutlak biçimde egemen kılınan düşünce sistemine karşı çıkma olasılığı bulunan tüm bireysel ve toplumsal oluşumlar  yok edilir….

 

Yorum Yazın