MESUDİYE TOPLUMU’NDA DOĞUM – ÖLÜM

Geçen Sayıdan Devam:
52. günde ölü evinde Mevlit okutulur. Yemeklidir. Kasabada yemeğin lokantada verilmesi olağandır. Şevket KARAHAN için bu yol seçilmiştir. Lokanta yemeklerine evde yapılanlar ilave edilerek desteklenir. Kasabanın evde ağırlanması imkânsızlığı bu çözümü getirmiştir.

Diğer bir gelenek ölü yakınlarının kasaba esnafına, ölünün bir takıntısının olup olmadığını sormasıdır. Var ise öder. Belgeye gerek yoktur. Söz yeterlidir. Güzel bir gelenektir.

1979 yılında Gültekin KARAHAN, esnaftan Geleşerli HASAN USTA’ya (Ayakkabı esnafı) babasının 2 lira takıntısı olduğunu öğrenerek ödeme yapmıştır. Miktar önemli değildir. Önemli olan gidenin arkasında takıntı kalmamasıdır. Hasan Usta babamın arkadaşıdır. Onun istediği de budur…

Son olarak “ISKAT” tan söz etmeliyim. Bu, cenazeye gelenlere zarf veya kese içerisinde bir miktar para vermektir. Yadırgadığım bir eylem diyeyim. İki kez tanık oldum. 1930’lu yıllarda…

KADI’NIN OĞLUNUN aramızdan ayrılışının 70’inci senesi olmalı. Tam olarak hatırlamıyorum… Unutulmadı. Köy bir bilgesini kaybetmişti… Köyüm onun gibi bilge insanlara muhtaç… RAHMET DİLİYORUM…

NOT: 1) Size bir ölümün MESUDİYE toplumundaki sosyal tepkilerini ve bu acı yolculuğun, toplumsal sevgiyle nasıl hafifletildiğini sergilemeye çalıştım. Köyüm geniş aile gibi davranıyor. Doğumdaki sevinci ve ölümdeki acıyı paylaşıyor. Sevincin büyümesini, acının azalmasını sağlıyor bu sevgi… Büyük şehirdeki köylüm, DERNEKLER ve GAZETEMİZ yoluyla bu özelliğini korumaya çalışıyor. Başarmasını diliyorum… Yaz aylarındaki beraberlik bunu başaracaklarını gösteriyor.

2) Hayatımın en güzel günleri MESUDİYE’de geçti. Özellikle köyümde…

Yaşlandım… Amma, hala etkisi benimle… Andıkça mutlu oluyorum. Hepinizi çok seviyorum… KADI’NIN OĞLU gibi ayrılmak isterim. Sevgiyle… Geniş ailenin bir bireyi gibi… ALLAHA ISMARLADIK… HELALLIK İSTİYORUM HEPİNİZDEN…

3) Sonuna kadar anlatmaya çalışacağım. Bunu son olarak kabullenmeyin… KALIN SAĞLICAKLA…

 

Yorum Yazın