SEFAİ UZUNYURT, MESUDİYELİLER’E NEDEN AHLATÇI DENDİĞİNİ YAZDI

Mesudiye Kadın Gücü ve Emeği Derneği logosunu ahlat ağacı olarak belirledi

Ordu Mesudiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sefai Uzunyurt, kendisine  en çok sorulan sorulardan birisi olan, “Mesudiyeliler’e neden ahlatçı deniyor?” sorusuna Ahlatın Mesudiye’de en fazla yetişen meyvelerin başında geldiğini söyleyerek; “Mesudiyeliler’in en çok sevdiği meyve olup, bir çok hastalığa şifa kaynağı olduğu bilinen ahlattan dolayı, Ordu’nun diğer ilçeleri Mesudiyeliler’e “Ahlatçı” diye hitap etmekteler. Bu hitap Mesudiyeliler’i rahatsız etmemekte, tam tersi mutlu etmektedir” diye cevap verip, ahlatın hikayesini anlattı

ORMESHA: Mesudiye’nin simgelerinden biri olan ahlat için; “Cansın boz ahlat cansın, Meletli’yi yaza çıkaran sensin. Senin bir tanen ile Koyulhisarlı’nın bin tanesini değişirsem, kıblem Kabe iken, şu taraf olsun” sözü, Seferberlik yıllarından beri Mesudiyeliler tarafından söylenerek, ahlat ağacına ne kadar büyük değer verdiklerini gösterir” diyen Sefai Uzunyurt,  bizzat yaşanarak nesilden nesile aktarılan bu sözün  günümüze kadar gelebilmiş hikayesinin şu şekilde anlatarak, gelecek kuşakların unutmamasını istedi.”Seferberlik ve yoksulluk döneminde Suşehri ve Zara tarafına yaya olarak tuz almaya giden bir Mesudiyeli’nin dönüş yolunda, azığı biter. Bir süre yoluna aç olarak devam eder. Ama açlığı çok artınca yolunun üzerindeki Koyulhisar’a ait küçük bir köye saparak bir evin kapısını çalar, bir parça ekmek ister. ‘Ekmeğimiz yok’ cevabını alır. Bir kaç eve daha sorar ama hiç birisi ekmek vermez.
Aç ve yorgun halde zorlukla yoluna devam eder. İğdir Ormanı’nın içinden geçtikten sonra, açık ve düzlük alana çıkar, ama artık açlıktan yürüyecek hali kalmamıştır. Uzakta bir tarlanın içinde ahlat ağacı görür. Son bir gayretle ahlat ağacının yanına varır, yere çömelerek sırtını ahlat ağacının gövdesine dayayarak oturur. Kendine geldiğinde bakar ki ağacın dalları tamamen ahlatla dolu. Bir kısmı da yere dökülmüş vaziyettedir. Oturduğu yerden yere düşmüş olan ahlatları hızlı hızlı yemeye başlar. Bir müddet sonra karnı doyar ve tarihe geçen şu sözü söyler. “Cansın boz ahlat cansın, Meletli’yi yaza çıkaran sensin. Senin bir tanen ile Koyulhisarlı’nın bin tanesini değişirsem, kıblem Kabe iken, şu taraf olsun…”

Halat meyvesinin yararları hakkında da bilgi veren Uzunyurt; “Ahlatın kurutulduktan sonra değirmende öğütülmesiyle oluşan ununa Puşut adı verilmekte. Başta ishal, karın ağrısı olmak üzere, mide ve bağırsak kanserinin tedavisinde hastalığı durdurma ve iyileştirmede etki yaptığı uzmanlarca ifade edilmekte. Fırında bütün olarak kurutulan ve “kuru” adı verilen ahlat kurusundan hoşaf ve komposta yapılmakta. Yine öğütülmüş ahlatlar tokmakla ezilmek suretiyle, bezlere serilerek güneşte kurutulmakta, ” dövme” adı verilerek kış aylarında kuruyemiş olarak yenmekte.” dedi.

IMG_1960
Mesudiyeliler’in boz ahlat meyvesi

Mesudiyeli iş adamlarına gelecekte mutlaka ahlatı değerlerndiren bir sanayi tesisi kurmalarını öneren Uzunyurt; “Mesudiyeli iş adamları kuracakları bir fabrika ile, ahlat meyve suyu üretebilir. Ahlat unu puşutu ise paketleyerek tüm dünya ya pazarlayabilir. Ahlat kurusu ve Ahlat dövmesi ise Malatya’nın kayısısı gibi tüm Türkiye’de bir Mesudiye marka ürünü olarak kuruyemişciler ve marketlerde satışa sunulabilir.

????????????????????????????????????
Boz ahlat ağacı Mesudiye’nin dağlarında taşlarında yetişiyor

Mesudiye yöresinde kurulan ilk ve tek kadın derneği olan, “Mesudiye Kadın Gücü ve Emeği Derneği”, kendisine logo olarak işte Mesudiye’nin simgesi olan Ahlat ağacını seçti. Logoda ahlat ağacının gövdesi Kadını simgelerken, dallarında ise başta ahlat olmak üzere, Mesudiye’ye özgü meyvelerden kuşburnu, öküz gözü, tavşan elması, fındık ve alıç yer alıyor. Ağacın dallarından gökyüzüne doğru ise gökkuşağının renkleri yansıyor. Ağacın kökünün bağlı olduğu toprak yüzeyinde ise Ordu ve Mesudiye dağlarının sembolü mor renkli çiçekler yer alıyor. Logo çalışması Derneğin kuruluş çalışmalarına katılan Alime Aydın imzasını taşıyor.” diyerek, ahlat ağacının sağlığın ve bereketin simgesi olduğunu ifade etti.

SEFAİ UZUNYURT’UN NOTU: Bu ahlat hikayesinde adı geçen Mesudiyeli o an, her ne kadar Koyulhisar köyünden ekmek alamamış olsa da, bizler komşumuz Koyulhisarlılar’ı dost ve hemşerimiz olarak kabul ediyor, seviyoruz.

Yorum Yazın