Suriyeliler, S400, F35, Akdeniz ve Türkiye

Uzun ve yorucu bir seçim gündeminden sonra ülkemiz asıl gündemleriyle yüz yüze kalmaya başladı. İç ve dış siyasette, ülkemizin yarınlarını çok yakından ilgilendiren çok fazla problem varken seçimle çok zaman harcamanın zararını en az yaşamak dileğiyle birbiriyle bağlantılı iç ve dış gündemi değerlendirmek istiyorum.

Bugünlerde en çok izlediğimiz, en çok duyduğumuz haberler elbette S400, F35, Akdeniz’de doğalgaz aramaları ve ülkemizin artık çokça dillendirilen bir sorunu olan mülteciler meselesi. Bilerek mülteci sorunu diyorum çünkü bizim bu konudaki tek sorunumuz maalesef Suriyeliler değil, Afganistan,  Uygur, Pakistan, Irak, İran ve Afrika’nın değişik yerlerinden ülkemize kaçak yollarla girmiş olan ve sayıları 5 milyonu bulan göçmen sorunu. Elbette bunların ağırlıklı kısmını Suriye’liler oluşturuyor çünkü onlar kaçak yollarla değil savaştan ve zulümden kaçarak devletimizin izniyle bu topraklarda yaşayan insanlar.

Suriye’de yaşananlar başka durumlarla çok kıyaslanacak tarzda değil aslında. Gözü doymak bilmeyen emperyalist güçlerin enerji kaynaklarını elinde tutma hırsları yüzünden maalesef milyonlarca çocuk, kadın, insan suçsuz yere ölüyor. Emperyal güçlerin başka insanların topraklarında gerçekleştirmeye çalıştığı bu güç yarışı ve pay kapma savaşı maalesef iç savaşla birleşince de Suriye’de olduğu gibi insanlığımızdan utanacağımız bir duruma yol açıyor.

Türkiye tamamen insani duygularla bu insanlara kucak açtı. Türk insanı özellikle ilk başlarda neredeyse evinde misafir edecek kadar yakın davrandı bu insanlara. Avrupa devletleri kapılarını kapatırken, insanları ölüme terk ederken Türkiye dünyanın en insancıl tavrını göstererek milyonlara kucak açtı. Türk insanı ekmeğini, elbisesini, gönlünü paylaştı bu insanlarla.

Ama artık aradan uzun yıllar geçti ve Suriyeliler birazda plansız politikalardan dolayı toplumsal düzen için tehdit oluşturmaya başladı. Çünkü yıllar önce kaçıp gelen küçücük sokaklar bu ülkenin sokaklarında büyüdü ve genç delikanlılar oldular. Millet bilincinden uzak, Türk insanının yardımlarıyla yetişen bu gençlik maalesef düzeni rahatsız edici hal ve hareketler içine girmeye başladılar. Oysa misafir olduğu ülkede ülkesinin durumunu da düşünerek tevazu sahibi olabilmeli ve minnet duyguları beslemeliydiler. Tabi bu herkes için geçerli değil. Elbette bu insanların birçoğu ülkemizin onlar için yaptıklarını bilerek uyumlu bir hayat sürdürmeye çalışıyorlar. Ama maalesef bizim gözümüze kötü örnekler daha çok takılıyor. Bu nedenle de devletimizin bu konuda acilen önlemler alması ve mümkünse bir tampon bölge oluşturarak güvenli bir şekilde bu insanlar Suriye topraklarında bizim kontrolümüzde olan yerlere aşamalı olarak yerleştirilmeliler.

S400, F35 ve Akdeniz’deki doğalgaz aramaları konusunda aslında yazmaya gerek bile yok. Türk toplumu bu konuda çok büyük çoğunlukla devletinin yanında ve siyaset üstü bir tavırla zaten safını belli etmektedir. Ülkemizin menfaatleri söz konusu olunca bizim için siyasi görüşlerimiz hiç önemli değildir ve böyle de olmalıdır. Türkiye bu stratejik ve dünyanın gözünü diktiği alanda hem savunması için gerekli tedbirleri almalı hem de ülkemizin geleceği için izlenmesi gereken politikaları kayıtsız şartsız sürdürmelidir. Sorulması gerekenler varsa ya da eleştirilecek bir şey varsa o da binlerce kilometre uzaktan gözünü Ortadoğu’ya, Akdeniz’e diken emperyalist güçlerdir. Doymak bilmeyen hırslarıdır. İnsanlık tarihine yakışmayan vahşet ve eylemleridir. Ayıplanması gerekenler zulüm yapanlardır. Allah ülkemizin geleceği, evlatlarımızın yarınları için bizlere yardım etsin. Selam ve

Saygılarımla…

Yorum Yazın