Tarım ve hayvancılığın yapısını özelleştirmeyle yıktık

Bir kurban bayramı daha geçti.  Koskoca memleketin büyük kısmı boş duruyor. Biz üretim yapacak yerde dışarıdan hayvan ithal ediyoruz.

Uzak ülkelerden uygunsuz, kötü şartlarda hayvanları getirdik. Birbirine hastalık bulaştırdık. Daha sonra hayvanları vatandaşa sattık. Hastalığı vatandaşa da bulaştırdık. Hepinizin bildiği gibi İstanbul’da Haseki ve Bakırköy hastanelerimize yoğun şarbon bulaşmış hasta akını oldu. Kendi memleketimizde temiz temiz hayvancılığı yapmamızın önü açılmıyor. Bir taraftan çiftçiye destek fonundan çiftçi destekleniyor. Ancak çiftçinin ürettiği mal dışarıdan gelene göre pahalıya mal oluyor. Yem dışarıdan geliyor ayrı masraf. Ekim dikim yapacaksın ayrı masraf. Duyuyoruz ki bu hayvanları dışarıdan getirenler hep aynı firmalarmış. Bilemiyorum ne kadar doğru. Eğer gerçekten öyleyse bu işe bakan yöneticilerin yatacak yeri yok.

Hayvancılık yapacaksan yem lazım. Şeker pancarının küspesi de birinci sınıf hayvan yemi oluyor. Sen tut şeker fabrikalarını elden çıkar, üretim azalsın, birilerinin sağlığa zararlı vücutta yanmayan mısır şekerine yol aç. Sonra hastalıklara davetiye çıkar.

Çiftçi traktörünü kullanarak üretim yapacak, acaba mazot kaç lira? Diğer taraftan farz edelim benim sahilde Amerika bandıralı gezmek için yatım var acaba bana mazot kaç lira?

Hayvancılık desteksiz gelişemiyor

Et ve Balık Kurumu’nu kapattık. Deneyimli kadrolarını dağıttık. Kombinalarındaki makine ve teçhizatı hurdacılara sattık. Arsalarını ona buna peşkeş çektik. Arsalarında marketler, mahalleler yapıldı. Doğu ve Güneydoğu’da hayvancılık EBK olmadan canlandırılamaz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da halkın yapabileceği tek iş hayvancılıktır. Terör döneminde meraların kapatılması, dağda kırda can ve mal güvenliğinin yok olması nedeniyle hayvancılık büyük darbe yedi. Kış ağır olunca hayvanlarını koruyacak yer bulamazlar. Birilerinin hayvanlarını satın alması gerekir. İşte EBK 1952 yılında bunun için kuruldu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hayvancılığın ayağa kalkması ve yaşaması için devlet desteği şarttır. Devlet desteği yemdir. Avanstır, alım garantisidir. Zorunlu hallerde erken ve toplu kesim ve stoklamadır. EBK bunları yaptı. Özelleştirme kararı verildiğinde EBK’nın 28 kombinası, dört soğuk hava deposu vardı.28 kombinanın 17’si Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeydi  Kesimhanelerin et üretimi 29.000 tondu ( o yıllarda Pınar Et 10 bin ton,Imeks 7 bin ton,Van Et ile Çoşkun ET 5 biner ton kesim yapıyordu.

Özelleştirilen EBK rantçılara büyük yarar sağladı

Ankara’da ‘ileri görüşlü’ oda üyeleri,’Biz kooperatif kurarak kombinayı işleteceğiz’ diyerek 100 dönüm arsası olan tesisi, taksitle 22,3milyon dolara aldı. Hemen makineleri hurdacıya sattı, binaları yıktı. Arsanın yarısını 10,5 milyon dolardan 12 yıllığına Migros’a kiraladı. Şimdi kombinanın yerinde Ankara’nın ve balkanların en babayiğit alışveriş merkezi var. Arsaları ele geçiren işadamları grubunun başkanı, arsanın kalan yarısının 100 milyon dolara başka gruba devredileceğini açıklamıştı. 1996’da Rami Gıda Toptancılarının kurduğu kooperatif tarafından işletilmek vaadiyle Özelleştirme İdaresi’nden 40 milyon dolara alınan SEK’in süt işletme fabrikasını alanlar, 1999’da 80 milyon dolara Koç Topluluğu’na sattı. Koç topluluğu fabrika binasını boşalttı. 40.000 metrekarelik arsayı satışa çıkardı. Sorun şudur: Hızlı ve çarpık şehirleşme sonucu birçok devlet fabrikasının arsası değer kazandı. Arsa rantı, üretim gelirinden cazip hale geldi. Bu nedenle sermaye sahipleri satışa çıkarılan kamu tesislerini üretimi sürdürmek için değil, makinelerini hurdacıya satarak, binalarını yıkıp yerle bir etmek, arsalarını değerlendirmek için alıyor.

Yönetici dediğin devletin malına sahip çıkar, ona buna peşkeş çekmez.

Yorum Yazın