Zafer Yürüyüşü

Har vurup harman savursak da bu toprakların bu memleketin bizim ata yurdumuz olması gurur kaynağımızdır. Destan gibi yaşamaktan destan yazmaya vakit bulamamış Türk ulusu. Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Anadoluyu kendine yurt edinmiştir. Bu temeli atarken de ciddi bedeller ödedi.

Ağustosun son günlerine gelince yüreğim ve beynim beni 96 yıl öncesine götürüyor. Yokluklar içindeki bir halkın, inandığı önderinin izini takip ederek yarattığı büyük zafer…O soylu insanlarımızı daha iyi anlamak için EĞİTİM-İŞ sendikamızın düzenlediği Afyon Zafer Yürüyüşü’ne katıldım. 

Bir yıl önce gerçekleştirdiğim bu etkinliğin etkisini unutmam olanaksız. Güzel yurdumuzun her yöresinden gelen yurtsever insanlarımızla Şuhut’ta, Atatürk Evini gezdikten sonra 23.30 sularında, 14 km olan Kocatepe yürüyüşümüz başladı. Karanlık, yer yer yerleştirilmiş güçlü ışıklarla aydınlatılmaya çalışılmış. Serin ve gittikçe soğuyan hava…Bir dere yatağını izleyip sürekli yukarılara çıkan bir yol…Ve ay…Büyük şairin “Ayın altında kağnılar ilerliyordu” dizeleri dalgalandı kulağımda.

Katılımın çok olması, özellikle gençlerin varlığı ve sebatlı yürüyüşlerini görmek bir eğitimci olarak beni çok sevindirdi. Biz asfaltlanmış yolda yürüdük; ama 96 yıl öncekiler taş, toprak, çamur olan bu yolda yürüdüler. Yürüyüşün amacı o büyük insanları anlamaya çalışmak. Binlerce insanımızın, mehmetçiğimizin gecenin karanlığında sırt çantalarıyla, silahlarıyla, çeşitli araç ve gereçleriyle o zorlu yolu tırmanıp gün ışıyınca da bir kasırga gibi işgalci düşman hatlarına atılmalarının heyecanını yaşadık.

Saat 03.45 gibi Kocatepe’deydim. Gerekli olur diye yanımda bulundurduğum yazlık montumun beni soğuktan korumasının imkansız olduğu belli oldu. Esen rüzgar bir kamçı gibi, sığınacak bir yer bulmak da çok zor. Bir görevlinin sorumluluğundaki resmi bir aracın içine bir arkadaşımla sığınabildik. Zirvede tören yapıldı. M.Kemal’in Kocatepe’deki o meşhur fotoğrafını çektirdiği yer gezildikten ve gerekli etkinlikler yapıldıktan sonra, hava aydınlanırken belli bir noktaya kadar süren dönüş yoluna girdik.

Toplanma alanlarında Mehmetçik, bir kap sıcak çorba ve tayın ikram etti bizlere. 

Katılanlara her yönden katkısı olan böyle etkinliklerden daha çok sayıda insanımızın, gencimizin yararlanması çok önemli. Tarih bilinci, yurt sevgisi, şehitlere saygı…Bu değerleri insanlarımızda görmek istiyorsak böyle organizasyonlara önem vermeliyiz.

O dik Kocatepe yolunu tırmanırken yanımda arkadaşlarımı gördüğüm de oluyordu; ne var ki benim içimde olan ve beni hiç yalnız bırakmayan biri vardı: Dedem Mehmet Şahin ARICAN (ŞAHAN HOCA). 1.Cihan Harbinde cepheye giden, 3 yıl savaşıp yedi yıl esir kalan, öldü sanıldıktan sonra çıkıp köyü Yeşilce’ye gelen o koca insan.

Ruhları şad olsun, onlara layık olabilmek, ya da olmaya çalışmak…Bütün mesele bu.

Yorum Yazın