30 YIL OLMUŞ

Bizim gazetemiz sıradan bir gazete değil. İlçe gazetesi olup 30 yıldır yurtiçi yurtdışı yayın yapan acaba başka gazete var mıdır bazen merak ediyorum. Toplumda ayrımcılık yapmayan her görüşe saygı gösteren hem bilimsel hem de  tarafsız bir gazetemiz var. Sahip çıkmamızda fayda var. Sigara içenlerin 10 günlük sigara parasına da abone olabiliyorsunuz. O hale gazetemize sahip çıkalım abone sayısını artıralım. Çünkü her türlü bilgiyi görebiliyoruz.

 

Neler neler öğreniyoruz…..

  • Birileri kurulmuş saat gibi uzaktan kumanda ile devleti silmeye çalışıyor. Bu yazıyı 24 Kasım öğretmenler günü döneminde yazıyorum. Aklıma geldi paylaşmak istedim. Zamanında Atatürk’e soruyorlar. Milletvekili maaşı ne kadar olsun?

Cevap, “Öğretmen maaşını geçmesin”

Japonya’da sınavlarda en yüksek puanı alanlar öğretmen oluyor. Biz de tam tersi.

İşte Japonya’nın hali, işte bizim halimiz. Gördüğünüz gibi eğitim demek ekonomi demek.

Geçtiğimiz aylarda emeklilikte yaşa takılanlar tartışılıyor. Milletvekilleri de yaşa takılıyor mu? İstisnalar hariç bunlardan bir halt olmaz. Niye biliyor musunuz?

Bu devlet kurulurken herkes fedakarlık ederken, şimdilerde liyakatsiz yeteneksiz birçok vekil var. Buna zemin hazırlayanlardan da yönetici olmaz.

Biliyor musunuz Kastamonu’da Ersizler köyü var. Zamanında devlet kurulsun diye köyün bütün erkekleri savaşa gitmiş, hiç biri geri dönmemiş.

Bir düşünün bakalım kaç yılda emekli oluyorsunuz? Ya vekiller 18 yaşında seçilme hakkı 2 yılda emekli hakkı.

Kesinlikle arzu etmem ama hiçbir vekil çocuğu şehit ya da gazi oldu diye duydunuz mu? Paralı askerlik icat oldu. Hep fakir fukaranın evine bayrak asılıyor.  Dünyanın neresinde var böyle bir yönetim.

  • Gazete sayesinde Fatsa’da bir altın madeni olduğunu, yabancı bir firma (Stratex) bizden figüran bir firmayla anlaşıp altın çıkardığını, bunun yüzde 2 si devlete kalanı cebellezi olduğunu öğreniyoruz. Biraz araştırınca altın çıkarılırken altın çıkaranlar kendi ülkelerinde siyanür denen zehirli maddeyi kullanamıyorlar. Ancak bizde serbest bırakılıyor. Kim serbest bırakıyor. Siyas-ETÇİler. Zaten bu –ETÇİ grubundan pek iyi şeyler gelmiyor. Mesela haberlerde bakıyorum diyan-ETÇİ kuran kursu öğrencilerine yüz yüze eğitimi serbest bırakıyor. Demek ki hastalığa karşı iman gücü kafi.

Mesela koronalı hasta taşıyan ambulansa yol vermeyen vatandaş, ambulans şoförünü darp etmiş, adal-ETÇİ onu serbest bırakıyor. Al birini çal ötekine. Bir de bunların uzaktan kumandalı yalaka sivil toplum örgütleri var. Biz de de var!

  • Bu yıl ilçemiz Mesudiye’de fasulye üretimine başlandı. Emeği geçenlere teşekkürler. Ekim alanını genişletelim, ihtiyacımızı Mesudiye’den sağlayalım. Ekonomik destek olsun.
  • İlçemizin nüfusu azalmış, dolayısı ile İller bankasından gelen ödenek azalıyor ve hizmet de azalıyor. Uygun pozisyondaki arkadaşların nüfusunu Mesudiye’ye alması uygun olur. Ancak şuna da dikkat edilmesinde fayda var. Burada bizlerden herhangi bir ilçede Belediye Başkan adayı varsa oradan eksilme olmamalı. Çünkü o durumda bizden başkan olursa kardeş belediye olup destek alınabilir. Bunu gözden ırak etmeyelim.
  • Mesela duydunuz mu, yurtdışından salgın hastalık nedeniyle eğitimini bırakıp geri dönen ve aynı fakültede eğitime devam eden öğrenciler olduğunu. Burada 800 bininci olan öğrenci okula giremiyor. Yurt dışına gidiyor, paralı olarak tıp fakültesine giriyor. Hastalık nedeniyle(!) gelip burada bir tıp fakültesine kaydını yaptırıyor. Bu adaletli bir iş mi?
  • Bir de üretim konusu var. Her bir üretim özelleştirilmiş. Neredeyse devletin elinde hiçbir şey kalmamış. Yok pahasına elden çıkarılmış. Mesela devletin üç tarafı denizlerle çevrili, devletin elinde bir liman kaldı mı merak ediyorum. Birilerine bunu sorduğumda kurumlarda gereğinden fazla çalışan olduğu için zarar ettiği söyleniyor. O kurumun kapasitesi kaç kişi olacaksa, feriştahı gelse fazladan adam almayacaksın. Liyakatsiz –ETÇİ lerin liyakatsiz yöneticileri olduğu için, araziler boş dururken dışarıdan saman bile almıştık.
  • Mesela hapishaneler dolu. Ekmek elden su gölden. Yiyip içip yatılıyor. Evliya Çelebi’yi bilirsiniz. Seyahatname’de diyor ki; Kars’tan sincap ağacın dalına çıksa hiç yere inmeden İzmir Körfezine varıyor. Yine biliyorsunuz Ankara savaşında Timur tedbir alınamasın diye filleri ormandan Ankara’ya getiriyor. Demek ki her taraf orman. Mahkumlara belli sayıda ağaç dikersen cezan şu kadar azalacak dense de her tarafı ağaçlandırsak olmaz mı? Bunu görecek düşünecek yöneticiler lazım. Cukkacılar değil.

Gördünüz mü memlekette neler oluyormuş, bunları hep biliyorsunuz. Gazeteden okuyunca hatırlamış oluyorsunuz.

Gazetemize sahip çıkalım okuyucu sayısı ne kadar artarsa o kadar güçlü oluruz.

Herkese sağlıklı YILLAR dilerim.

 

 

 

Leave a Response