Dertler bitmek bilmiyor son 3 aydır…

Depremler, şehitlerimiz, Suriye meselesi, ekonomik sıkıntılar derken bir de tüm dünyayı illet bir hastalık sarmış durumda.Ne tedavisi ne ilacı ne de aşısı var…

Binlerce insan hayatını kaybetti ve bu gidişle devamı da gelecek gibi duruyor…

Peki ne yapmalıyız bu duruma karşı? Nasıl atlatacağız bu süreci?

Açıkçası 1 ay önce virüsün bize uğramayacağı inancını taşıyorduk ülke olarak.

20 gün önceye kadar Türk genine bulaşmadığı, ayrıca bizim milletin çok titiz olmasından ötürü bize bulaşsa bile pek etkili olamayacağı lafları dolaştı ortalarda…

Sonra ilk vak’a açıklandı 15 gün önce ve bunun üstesinden bir takım önlemler alarak atlatabiliriz mesajı verildi.

İnanmıştım…

Fakat bu gün yani ben bu yazıyı gazeteye son teslim tarihine yetiştirmeye çalıştığım şu saatlerde, resmi ağızdan açıklanan rakamlar; 9 bini geçmiş durumda ve kaybettiğimiz kişi sayısı 131…

Sevgili okurlar!

Bu işin şakası kalmadı zaten yoktu da.

Şimdiye kadar konuşulan söylenen her şey bu gün gösteriyor ki bizler virüsü ve arkasından getireceği tehlikeleri hafife almışız. Ve bana soracak olursanız almaya da devam ediyoruz. Bakınız diğer milletler aynı hatayı yaptılar ve şuan hemen hemen hepsi bunun ceremesini çekiyorlar. Biz de ise onların ölü sayısını bizimkiyle kıyaslayıp aldığımız önlemleri yeterli bulan bir anlayış var. Bu gerçekten çok sakıncalı bir anlayıştır!

İnsanlar hastanelerde kapasite aşıldığı için gerekli hizmeti alamayıp, hastane köşelerinde ölümü bekleyecek duruma gelince, tıpkı İtalya gibi, alacağınız önlemler bir şey ifade etmeyecektir!

Açıkçası bu hususta devletimizin aldığı önlemleri de an itibariyle yetersiz bulmaktayım. Zira kontrollü şekilde dışarı çıkma yasağı getirilmeyen hiç bir ülkede bu illet, kontrol altına alınamadı şimdiye kadar. İnsanların birbiri ile olan temasını sıfır noktasına getirmediğimiz takdirde, bir kaç güne karşılaşacağımız tablo; ekonomik krizi filan fersah fersah aşacak bir durumdur. “Vatandaşımız bu illetle boğuşsun önemli değil, ekonomimiz sokağa çıkma yasağını kaldıracak durumda değildir” demek bana kalırsa akıl tutulmasıdır.

İnsanlar ölünce de ekonomi zayıflar arkadaşlar, böyle saçma bir fikir olabilir mi?

Bakın zaten yapılması gereken, elzem şeyler hariç vatandaşa dışarı çıkmama yönünde yasak getirmektir. Market alışverişi, eczaneler filan açık kalacaktır ve vatandaş bu tip ihtiyaçlar için dışarı çıkacaktır elbette. Ancak herkesin evden çıkmaması gerektiği mesajını verip, bunu yarım ağız söylerseniz, dışarı çıkıp çıkmaması kendi elinde olmayan vatandaşlarınızı terk etmiş olursunuz. Devlet taşın altına elini tamamen sokacak ki, iş veren işçiye, şirket sahipleri personele gelme diyecek…

Üstelik esas sıkıntı büyük şirketler, işçiler çalıştıran fabrikalar da değil. Vatandaşımızın büyük bir çoğunluğunun oluşturduğu küçük esnaf diye tabir ettiğimiz kesim, asıl sıkıntılı durumda olan onlar…

Lütfen bu hususta daha sağlam adımlar atılsın.

Lütfen ekonomik gücümüz ne ise artık, az veya çok, milletimizin kılına zarar gelmemesi için kullanılsın.

Lütfen yarım ağız “evde kal Türkiye” değil açık açık; “evden çıkman yasak Türkiye” diyelim ve bu salgını durdurup defettikten sonra var gücümüzle her manada açılan yaralarımızı sarmaya efor sarf edelim. Bununla böyle yarım yamalak mücadele ettikçe daha çok kaybedeceğimizin örnekleri diğer ülkelerdir. Lütfen bu konuyu hafife almayalım bireysel olarak da gerek önlem alma konusunda gerekse de devletten gerekli adımların atılması noktasında tepkimizi ortaya koyalım.

Bir daha ki ay her şeyin daha güzel olması ümidiyle şimdilik hoşçakalın ve hatta evde kalın…

Yorum Yazın