ŞULE ATASOY DİYOR Kİ, “ÖTEKİLEŞTİRİLMEYEN KADINLAR OLALIM”

İstanbul Çevre Konseyi Üyesi Şule Atasoy, sadece kadın haberlerinin yer aldığı ve her ay farklı bir kadının köşe yazısı yazdığı Ordu Mesudiye Gazetesi Kadın Sayfasında yeralan Köşe yazısını, ,”Ötekileştirilmeyen Kadınlar Olalım” başlığıyla  Dünya Kadınlar Günü anısına, Türk kadınlarına atfetti.

 

Ötekileştirilmeyen Kadınlar Olalım

Merhaba sevgili dostlar.

İstanbul Çevre Konseyi Yönetim Üyesi Şule Atasoy

Sosyal yaşamda, erkeklerin koyduğu kurallar çerçevesinde, kadın olmanın zorluklarını hepimiz biliyoruz. Psikolojik olarak, insanların doğduğu andan itibaren cinsiyeti çerçevesinde örgütlendiği aşikar. Eski çağlarda erkeğin anatomik avantajı sebebiyle, toplumsal kuralları koyabilecek unsur olması, var olduğumuz günden bu yana, günlük yaşantımızda kurtulamadığımız bir gerçek.

 

Örneğin, Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kabul edilen, dünya kadınlar günü dahi, yıllar içerisinde ticari bir unsura dönüşmüş durumda. Bu da asıl hedeflenen farkındalığın önüne geçiyor, ne yazık ki…

 

Günümüz dünyasında ise, gelişen iletişim, sosyal medya, hukuk düzeni ve sağduyu ortamı sayesinde, kadınları ikinci sınıf vatandaş kategorisinden çıkarmak mümkün.

 

1934 yılında, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı tanındı, 1935 yılında ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’mize 17 kadın milletvekili girdi. Bu oran, o dönemde dünya ikincisiydi. Günümüzde ise bu tablodan çok uzağız.

Sadece siyaset de değil, mühendislik, ağır sanayi gibi sektörlerde de kadınların oranı, erkeklere göre çok azınlıkta kalıyor.

Elimizde bu dengesizliği giderebilecek çok enstrüman varken, hala kadınların yeterli işgücü katılımına ulaşamaması, ülkemizde çözülmesi gereken sorunların en üst sıralarında yer alıyor.

 

Peki bu eşitlik neyin üzerine inşa edilecek? Erkek gibi yaşamak, rekabet etmek mi? Bu kimlik yine eril bir sosyolojiyle mi kendine yer bulacak, yoksa kendi kimliğini mi yapılandıracak?

İstanbul Çevre Konseyi yönetim kurulu üyeleri…

İş dünyasında kadının kendine yer bulması, çoğu erkek tarafından tehdit unsuru olarak algılanmakta. Çünkü pozitif ayrımcılık yapıldığı düşünülüyor. Bu önyargıyı kıracak tek şey ise malum; kadınların iş hayatında kendine daha çok yer bulması.

 

Yeterli homojenlik sağlandığı sürece, önyargılı kişiler, yaşam alanlarının istila edildiğini düşünmeyecektir.

 

Fiziken, zihnen ve duygusal olarak farklı düşünüyor olabiliriz ama bunlar bizim birlikte adil çalışmamıza engel olmamalıdır.

Farkındalığımız yükseldikçe, sağduyumuz arttıkça, kanun önündeki eşitliği, pratikte de hayata geçirebiliriz.

Saygı ve sevgiyle…

Leave a Response